ÜÇ UYGULAMA YOLU – 1

Standard

Bön Budizm de üç uygulama yolu :

SUTRA – FARKINDALIK VE BIRAKMA YOLU

İçsel farkındalık geliştirmek ve tüm varlıklara yardım etmeye dayanan ahlak anlayışı Sutra yolunun özüdür. Başkalarına yardım etme yoluyla ulaştığımız manevi kurtuluş, kendimiz ve başkaları için mutluluğun uyanışını sağlar. Ve bu da her an, şimdi ve burada olmalıdır. Bütünleşme ahlakı, zihnimizin ve yüreğimizin erdemi anlama, beden, konuşma ve zihnin eylemleriyle erdemi birleştirme yeteneğidir. Her nesne ve durumu saf bir biçimde ve gerçek formuyla algılayabilen berrak ve geniş bir zihne sahip olmayı ifade eder. Bu ancak nesnenin saflığı, nesne algılandığı anda farkedilirse mümkün olur. Eğer zihnimizin doğası olumsuzluklarla kararmışsa hiç bir nesnenin saf formunu algılayamayız. En baştan saf ve temiz düşünceye sahip olmak çok önemlidir. Başkalarındaki saflık ve güzelliği görmeye başladığımızda, bu bizim saf niteliklerimizin ve iç güzelliğimizin bir yansıması olacaktır. O anda zihnimizin saf doğası yansımış olur.

Cehalet (farkındalık eksikliği), bozucu tutumlar ve arzu-bağımlılık, zihnin doğasından etki ve tepki gerçeğini gizleyen üç yanıltıcı engeldir. Eylemin bozucu veya bütüncül olmasından bağımsız olarak, her nedenin bir sonucu ve her sonucun bir nedeni vardır. Beden, konuşma ve zihne ilişkin bütüncül eylemler, bizi uyanışı farketmeye yönlendirir. Beden, konuşma ve zihne ilişkin bozucu eylemler, bizi acı çekme döngülerine yönlendirir. Bu neden sonuç gerçeğini (karma) anlarsak, zihnimizi ve kalbimizi bırakmaya, özgürleştirmeye yani bozucu bedensel ve zihinsel eylemlerden ve konuşmalardan uzak durmamızı sağlayan bir zihinsel tutuma yönlendirebiliriz.
Bırakma zihni, hangi bozucu eylem, kavram ve fikirlerden kaçınılması ve nasıl bütüncül bir yol izlenmesi gerektiğini anlamaktır. O bizi acı ve hoşnutsuzluğun kısır döngüsüne açılan zararlı kapılardan uzaklaştırıp, gerçekliğin doğasıyla yararlı bir ilişki kurmayı gösteren yoldur. Ancak bırakma aslında, sadece bir kavram değildir,  eylemlerimize pratik şekilde yansıtabiliriz. Eğer yüreğimiz var ancak zihnimiz hazır değilse, tıpkı çiçeği olmayan bir arıya benzeriz. Bırakma zihni sadece bir niyetin algılanmasından ibaret olabilir, ancak bırakmaya hazır yüreklilik, niyeti eyleme geçirir. Zihniyet tohumsa, yürek tohumun büyüyüp meyve vereceği topraktır. Eğer toprak besleyici ögelerden yoksunsa tohum filizlenmeyebilir. Bırakma yüreği tohumu beslemek için şefkat ve yumuşaklık özelliklerine sahip olmalıdır. Eğer böyle bir yüreğimiz yoksa feragat etme kararlılığımız kendimizi çok fazla korumamıza neden olabilir. Bu durumda, temel olarak bizim gibi acı çeken başkalarına yardım etmek yerine acı çekmekten kaçma isteğimiz bizi yönlendirecektir.
Bön Budizmin klasik öğretilerinde bedene ilişkin üç, konuşmaya ilişkin dört ve zihne ilişkin üç zararlı eylem ortaya konmuştur.
Bedene ilişkin bozucu eylemler; öldürmek, çalmak ve cinsel yönden uygunsuz davranışlarda bulunmaktır.
Konuşmaya ilişkin bozucu eylemler; yalan söylemek, iftira etmek, sert ve kaba sözler söylemek ve dedikodu etmektir.
Zihne ilişkin bozucu eylemler; kötü niyetlilik, bozucu düşüncelere ve yanlış görüşlere sahip olmaktır.
Üç zamanın Buddhaları uzay ve zaman içinde başkalarına yardım eden şefkatli bir varlığın ve kendini dönüştürmek isteyen bir kişinin izlemesi gereken uygulamaları gösteren kılavuzları tasarlamışlardır:
Acılarımızı dönüştürmek ve daha şefkatli olmak istiyorsak, farkındalığımızı arttırmalı ve beden, konuşma ve zihne ilişkin her eylemimize dikkat etmeliyiz. Bu farkındalık sayesinde zararlı bir niyetle veya bozucu itkilerin etkisi altında hareket ettiğimizi farketme ve bunu değiştirme olanağına sahip oluruz.
Bön Budizmde beş bozucu duygu; cehalet, bağımlılık, öfke, kibir ve kıskançlık dır. Bunlara bozucu itki adı verilir, çünkü beden, konuşma ve zihne ilişkin on zararlı eylemin (erdemsizliğin) neden ve koşullarını oluştururlar. Bu bozucu itkilerin üstesinden gelmeden budist uygulama yoluna girip bu yolun sonunda Buddhalığa ulaşma amacımızı elde edemeyiz. Eğer şefkatli bir varlığın yolunu izlemek istiyorsak, farkındalığımızı geliştirerek güçlendirmeli ve bu bozucu itkilerin bizi nasıl etkileyip yönlendirdiğini iyice anlamalıyız.
Farkındalığımızın gücü sayesinde bu bozucu itkilerin etkilerini ve üzerimizde denetim kurmasını en aza indirebiliriz. Bir kere bu bozucu itkilerin içimizdeki varlığını farkettiğimizde, bazı ustalıklı panzehirleri ve meditasyonu kullanarak onların üstesinden gelebiliriz.
Bu yazı: adresinden alıntılanmıştır.
Yazarı: Sn. Tenzin Jigmey’e teşekkürü borç bilirim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s