Ait Olmak!

Standard

Hayatlarımızın en önemli sorunlarından biridir “ait olmak”. Kendimizi daima bir yerlere yerleştirmek zorundayızdır. Ne de olsa bu hayatta hepimize yer vardır diye düşünürüz. Düşüncemiz bir açıdan doğrudur hepimizin bir yeri bir işlevi mutlaka ki vardır. Evrende işe yaramayan herhangi bir obje ya da durum görebildi mi insanoğlu varlığından bu güne kadar? Tahminimce hiçbir zaman böyle bir olgu varolmadı. Evrende her varolanın bir yeri bir işlevi var. Bu nedenle zaten var.

Bizim derdimiz kendimizi bir yere mutlaka koymak zorunda olmamızla başlıyor. Zaten kendimizin ne olduğunu bile kavrayamamamız dert iken mutlaka bir yerde birilerine eklenerek varolmamız gerekli. Yoksa ne olur aklımıza kötü düşünceler gelir. Korkarız, yalnız kalırız, dışlandığımıza inanmaya başlarız. Depresyonlardan depresyonlara girer kendimize sürekli işkence ederiz.

Aslında hepsinin arkasında tek bir gerçek yatar biz korkağızdır. Kendi başımıza olma cesaretini gösteremediğimiz için hayatlarımızda bir grup ya da ilişkiler yumağı içinde varolmaya çalışırız. Kendimizi onlardan uzak tanımlayamaz, kabul de edemeyiz. Yakınımızda birilerinin olması ile huzura ereriz. Tüketmenin başka türlüsüdür bu sadece. Kendi güvenli alanımızın dışına çıkmak yerine birilerine tutunarak, sorumsuzluklarımızı başkalarına yükleyebilmenin rahatı ile keyifli keyifli yaşarız.

Elbette ötekilere de ihtiyacımız vardır. Sonuçta eylemlerimizin ya da düşüncelerimizin tamamını bir yöne koymamızı sağlar. Neye göre daha iyi ya da daha bilgiliyizdir ki? Mutlaka ötekiler olmalıdır yoksa biz kendimizi asla güçlü hissedemeyiz. İçine dahil olabildiğimiz bir görüş ya da bir grup olmalıdır ki herkese ve her şeye karşı dik duralım. Kendimiz olmamız yeterli değildir. Zaten biz kimiz ki? Bir başımıza?

Ait olduğumuz yegane yer bu hayatın kendisidir. Eğer biraz kendimize karşı dürüst isek burada da kalıcı olmadığımızın bilincine varabiliriz. Bir gün eninde sonunda öleceğiz o zaman nereye ait olacağız? Bunu yanıtını yaşayan kimse bilmiyor. Çünkü henüz ölmediler. Bunu yazan ve okuyanların bilmediği gibi.

Sözcüklerden öte aslında hiçbir şeye sahip olmadığımız gerçeğini bir yadsıyarak yaşıyoruz an be an. Mesela nefesinizi dilediğiniz kadar tutabilir misiniz? Mesela 1 gün hiç nefes almayacağım deme özgürlüğünüz var mı? Ya da ben bir daha asla yemek yemeyeceğim diyebilme lüksünüz? Tuvalete gitmeyi de kaldırabilsek rahat olurduk değil mi? Hiçbirini kaldıramıyoruz bunların hepsini yapmak zorundayız. Bize ait olan bedenimizi bile kontrol edemez iken gerçekten biz nereye ait olduğumuzu sanıyoruz?

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s