Bilincin Doğası – 4

Standard

6. Insan Boyutu (ego):

Buradaki varlıklar hem kendileri ile gerektiğinden fazla ilgilenip hem de kendilerinden saklanırlar. Gelişen çocuğun sevmeyi öğrenebilmek için nefret etmeyi öğrenmesi gerekir. Karşıt duygular gereklidir. Ancak gerçek mutluluk düzeyine varabilmek için ego sınırlarının geçici olarak ortadan kaldırılması gerekmektedir. Eğer hayvan boyutu arzular, tanrı boyutu ego sınırlarının ortadan kaldırılması ile ilgili ise insan boyutu ego ile ilgilidir. Bu boyutta kişinin kendini araması vardır. Narsistik bir durumdur. Buradaki Bodhisatva, tarihi Budadır. Kimliğini arayan bir insandır. Insan boyutunun temelinde kendimizin gerçekten kim olduğumuzu bilmememiz bulunmaktadır. Bu boyutta, çocuklar diğer varlıklarla ilişkiye geçmek için sahte bir benlik ya da kimlik yaratırlar. Bu kimlik hayatımız boyunca devam eder. Ancak bu boyut yalnızca hatalı benlik değil aynı zamanda bu sahte benliği aşıp gerçek doğamızı anlamamızı sağlayacak olasılıkları da barındırır. Gerçek benliğimiz ise boşluktan başka bir şey değildir.

Insanoğlu çocukluğundan başlayarak bir kişilik geliştirme çabası içinde olur. Kişiliği onu bu boyutta anlamlandıran şeydir. Kişiliğini geliştirirken dayanak noktası olarak çevresinden gelen onaylamaları ve onaylamamaları kullanır. Örneğin belli bir davranış şekli içinden gelmesine karşın eğer bu davranış biçimi çevresi tarafından kabul görmüyorsa bu durumda içinden gelmemesine karşın çevresi tarafından kabul gören davranış kalıbını benimsemeye başlar. Bir çocuk, belli bir ortamda bağırıp çağırmak, atlayıp zıplamak isteyebilir ama eve yorgun gelen bir anne baba bundan hoşlanmaz. Bunun üzerine çocuk sakin bir şekilde oturup kitap okuduğunda kabul gördüğü bir davranış kalıbını benimser. Zamanla bir yetişkin olduğunda bunun bir uzantısı olarak kendi gerçek isteklerini ya da kişilik ifadelerini gizleyen ve yalnızca başkaları tarafından kabul göreceğine inandığı davranış kalıplarını sergileyen bir bireye dönüşür. Gerçekte sanata eğilimli, gülmekten hoşlanan bir kişilik, zaman içinde sakin duran, asla eğlenmeyen, yalnızca akademik konularda konuşan bir insana dönüşebilir örneğin. Artık bu alışkanlıklar ya da geliştirilmiş davranış kalıpları onun kişiliğini oluşturmaya başlarlar. Ancak zaman zaman derme çatma davranış kalıplarından meydana gelen bu yapı her yerde işlememeye başladığı için dağılma tehlikesi ile yüzyüze gelir. Bu durumda kişi olabilecek en büyük acılardan bir tanesi ile karşılaşır:

Anlamsızlaşmak. Günümüzde insanların en büyük acılarından bir tanesi anlamsızlaşmaktır. Ister sıradan işlerle isterse ruhsal bir disiplinle uğraşan insan olsun günümüzde pek çok insanın ortak sorusu şudur: Ben kimim? Benim bu yaşamdaki görevim ne? Benim bu yaşamdaki anlamım ne? Bu anlamsızlaşma korkusu o kadar büyüktür ki, kişilik olarak adlandırılan ve gerçek olmayan bu yapı çökme tehlikesi ile karşı karşıya kalındığında insan yerine koyacak bir şey bulamayıp depresyona girer. Bu durumda bir psikiyatr devreye girer, gerekli tedavi ile sahte benliği yamar, çatısını yeniden çatar ve insanı yeniden sahte benliği ile işler hale getirir. Ne yazık ki çağımızda geliştirilmiş disiplinler aslında bu çatının zaten çökmesi gerektiğini ve bu çöküntü eğer profesyonel bir destek ile birlikte karşılanırsa yerine gerçek benliğin geleceğini farkedememektedirler. Buda‘nın öyküsü bu konuda iyi bir örnektir.

Bu boyutlar her birimiz için geçerli olduğu gibi Buda için de geçerliydi. Hindistan’da küçük bir krallıkta bir prens olarak doğan Buda, ailesi tarafından her tür acıdan uzak bir şekilde yetiştirilmeye çalışıldı. Öyle ki Buda ileri yaşlarına kadar hasta bir insan ya da solan bir çiçek bile görmedi. Bu tür bir koruyucu ana-baba temasının günümüzde gerçekleştiğini düşünürseniz eğer ileri yaşlarda ana-baba koruyuculuğunu yitiren bir çocuğun nasıl bir psikolojik yara ile yaşamak zorunda kalacağını sanırım burada uzun uzun anlatmama gerek yoktur.

Buda belli bir yaşa geldiğinde bir gün küçük sarayının bahçelerinin dışına bir geziye çıktı ve burada yaşlı bir insanla, hasta bir insanla, ölü bir insanla ve aydınlanmış bir insanla karşılaştı. Yanında bulunan hizmetkarından yaşlılığın, hastalığın ve ölümün her insan için kaçınılmaz birer gerçek olduğunu anlayan Buda aynı zamanda bu acıların üzerine çıkmak için aydınlanmaktan başka bir çaresi olmadığını da anladı. Sarayına geri döndüğünde, hepimizin kendi ruhsal ya da psikolojik yolculuğumuzda farklı şekillerde yapmak zorunda olduğumuz şeyi yaparak tüm güvenliklerini terketti ve sıradan bir insan olarak sokaklarda yaşamaya başladı.

Varoluşun altı boyutunu yaşamaya başlayan Buda, varoluşun daha önceden deneyimlemediği bazı aşamalarını da sokaklarda geçirdiği zamanda yaşadı. Buda çilecilik, dinsel esrime deneyimleri gibi deneyimlerin ardından orta yolda yürümeden sorunlarını çözemeyeceğini anlayarak her şeyi ılımlı bir şekilde yaptığı bir yaşam tarzı geliştirdi. Son olarak bir incir ağacının altına oturup tüm varoluş boyutlarını deneyimledi. Bu deneyim sırasında sorun olan şeyin bu boyutlarla karakterize edilen algılama biçiminden değil, bu varoluş biçimlerine tutunmasından kaynaklandığını anladı. Ve tutunmanın kendisinin gerçek değil yalnızca zihin olduğunu, tutunan şeyin zihninin kendisi, bir yanılsama olduğunu anladığında zihnin kendisini özgürleştirmiş oldu. Bu özgürleşme de Nirvana‘nın kapılarını araladı. Nirvana’ya ulaştığında artık sahte benliğini yokedip yerine gerçek benliğini koymayı başardı ve bunu aydınlanma ânında söylediği şu sözlerle açıkladı:

Yeniden doğup durmak gerçekten de acı vericiydi.

Ah! bana bu binayı inşa ettiren

(Arzular-Tutunma-Zihin) !

Artık seni görüyorum.

Bana bir daha yeni bir bina yaptıramayacaksın.

Kirişlerin çöktü,

Kolonların sallanıyor.

Zihnim sınırsız özgürlüğe ulaştı.

Artık tüm acılarım sona erdi.

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s