Bilincin Doğası – 3

Standard

4. Tanrı Boyutu (duyusal mutluluk, zevk teması):

Hastalanmayan, mükemmel bedene sahip olan varlıkların, dansla ve eğlence ile yaşadıkları bir görüntü olarak sembolize edilir. Gestalt’in tanımladığı Zirve ya da Doruk deneyimlerine benzer. Örneğin, orgazm ânı, açlığın tatmin edilmesi ânı gibi kişinin varlığını unuttuğu zevk anları. Bu düzey pek çok ruhsal öğretide insanların saplanıp kalmamaları için uyarıldığı bir düzeydir. Çünkü insanlar dini deneyimin keyfini kaçış olarak kullanırlar. Şefkat Bodhisatva‘sı bu boyutta, elinde bir flüt ile sembolize edilir. Bu boyutun müziksel zevkini ve aynı zamanda bu boyuttaki varlıkları gerçeğin bilgisine uyandıracak, onları transtan çıkaracak sesi simgeler. Burada iki şey vardır: ilki istenmeyen şeyden uzak durarak zevk almak, ikincisi ise istenen şey ile birleşmeye çalışarak zevk almak. Mesela bir sevgili ile, çocukla, arkadaşlarla vs. bir olma talebi gibi. Ancak bu birleşme, diğerlerinin istekleri ile çatıştığı için bencilce algılanmaktadır. Örneğin çocukluklarında aşırı koruyucu bir anne baba nedeniyle tam olarak gevşeyemeyenler, daha ileri yaşlarda örneğin orgazm ânında ego sınırlarını tam olarak ortadan kaldıramamaktadırlar. Bu gerilimin tam olarak da farkında olmadıkları için sürekli devam eden yalnızlık ve yalıtılmışlık duygularını bir türlü tam olarak kavrayamamaktadırlar.

Çoğumuz bu boyutların varlığını ve çözümsüzlüğünü farkettikten sonra yaşamın daha derin anlamlarını bulabilmek için ya ruhsal öğretilerin peşinde koşmaya ya da farkındalığımız yeterince gelişmemişse tüketime yönelmeye başlar ve bu durumda da Tanrı Boyutu olarak adlandırılan yeni bir acı boyutuna kapılırız. Tanrı boyutu, duyusal mutluluklardan, hazdan ve zevkten oluşur. Bu boyutta isteklerin tatmin edilmesinin sonucunda meydana gelen zevkte acılara çözüm aranmaya başlanır. Bunun için de istenmeyen şeyden uzak kalmaya ve istenen şeyi tatmin edip gerçekleştirmeye çalışırız. Ancak bu düzeyde arzularımız ve isteklerimiz daima diğer insanların arzu ve istekleri ile çatışmaya başlar. Bunun yanı sıra tatminin kendisi bir tatminsizliğe dönüşür. Arzu, egodan kaynaklanmaktadır. Tatmin ise arzulanan şey ile birleşmeyi yani ego sınırlarının ortadan kaldırılmasını içermektedir. Ego sınırları ortadan kaldırılmadığı sürece kişi sürekli olan bir birleşememe, yalnızlık ve yalıtılmışlık durumunda kalmaktadır. Içinde yaşanılan durum bir tür trans durumudur. Farkında olunmadan zevk nesnesi ile birleşme çabası vardır. Ruhsal öğretilerde yaşanan zirve deneyimleri bunun en belirgin örneklerinden bir tanesidir. Ruhsal öğreti ile ilgilenen insan bir an gelir her şey ile bir olma diye tanımlanan bir tür zirve deneyimi yaşar; ancak bu deneyim kalıcı değildir ve kısa bir süre sonra yeniden ayrılık, kopukluk, tekbaşınalık ile hissedilen bilinç durumu geri gelir. Kişi, bu zirve deneyimini kesintisiz hale getirmek için büyük bir çabaya girişir; ancak böyle bir durumun kesintisiz olması yalnızca egonun ortadan kalkması ile mümkün olacağı ve ego da tümüyle ortadan kalkmadığı için acı sürekli olarak devam eder.

5. Kıskanç Tanrılar Boyutu (kıskançlık, saldırganlık teması):

Bu alemdeki varlıklar tanrıların meyvalarını kıskanıp sürekli onları almaya çalışırlar. Hayal kırıklığının üstesinden gelmek, durumu değiştirmek ya da yeni bir deneyimle birleşmek için çaba sarfederler. Bu sayede Tanrı boyutuna ulaşmaya çalışırlar. Ancak, zevki tatmin etmek için gerekli niteliklere sahip olmadıkları için saldırgan ve zarar verici bir tavır sergilerler. Buradaki Şefkat Bodisatvası, ayrım yapabilen, farkı anlayabilen uyanıklığı simgeleyen alevden bir kılıç ile gösterilir. Burada, egonun saldırgan doğası bir sorun olarak görülmez tam tersine ruhsal yolculukta gerekli bulunur. Ancak buradaki arzu sakıncalı ve hayal kırıklığına uğratıcıdır. Şefkat Bodhisatva, buradaki varlıkların saldırganlığını, farkındasızlığın yok edilmesi için kullanmaya yönlendirir.

Bu varoluş düzeyi Prometheus hikayesinde tanrıların bilgisini kıskanıp onu almaya çalışan ve böylece tanrılaşmak isteyen bir insanın durumu ile açıklanabilir. Kişi, arzuladığı şeye sahip olduğuna ve bunun sonucunda da mutlu olduğuna inandığı insanlar gibi olmaya çalışarak yeni bir acı kaynağı içinde bulur kendisini. Örneğin Nirvana‘yı hedefler ama o durumu deneyimleyecek ruhsal niteliklerden yoksun olduğu için de buna asla sahip olamaz ve sürekli bir kıskançlık ve istek durumunda acı çeker. Sahip olmayı istediğimiz şeyi başka insanların sahip olduğunu düşündüğümüz her durum Kıskanç Tanrılar Boyutu’nun kapsamına girer. Eğer sahip olsak bizi mutlu edeceğine inandığımız ama başka bir insanın sahip olduğunu gördüğümüz her şey, bu ister zenginlik, ister iyi bir eş, ister güçlü bir sosyal konum, ister sağlıklı bir beden, isterse belli bir ruhsal durum olsun bizde acıya neden olur. Burada hissedilen saldırgan kıskançlık aynı zamanda bu varoluş durumundan çıkmak için ihtiyaç duyulan araçtır. Eğer bu saldırganlık, acı çarkından kurtulmak için gerekli olan disipline dönüştürülebilirse bu durumda Kıskanç Tanrılar Boyutu’nun hakimiyetine son verilebilir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s