Bilincin Doğası – 1

Standard

Budacı düşünce, tüm varoluşu altı boyutlu bir uzam-zaman olarak kabul etmektedir. Ancak bunları fiziksel birer boyut olarak algılamak, gerçeğin anlaşılmasını engelleyen bir yanılsamaya neden olabilir. Gene de yukarıdaki sözlerim bu boyutların gerçek olmadığı anlamına da gelmemektedir. Budacıların evreni tanımladıkları, altı boyuttan meydana gelen Yaşam Çarkı, tüm insanlık için geçerli olan altı bilinç durumunu ifade etmek için kullanılmaktadır.

Bilincin durumları ve içinde yaşanan zaman mekan ilişkisi, bu altı boyutu gerçek birer zamana ve mekana dönüştürmektedir. Yani boyutlar tek başlarına gerçek değillerdir ama onları deneyimleyen insanın öznel deneyimleri ile etkileşime girerek gerçeğe dönüşürler. Bunu şöyle anlatabilirim: Örneğin hava sıcaklığının 35 derece olduğunu düşünelim ve “Aşırı Sıcak” adını verdiğimiz bir boyutun varolduğunu kabul edelim. Aşırı sıcak boyutu, hava 35 derece sıcakken aslında bir anlam taşımaz; ya da sağlıklı bir insan 35 derece hava sıcaklığında “Aşırı Sıcak Boyutu”nun varlığından etkilenmez, hatta bu boyutu algılamaz. Ama diyelim ki hastasınız ve ateşiniz var. Bu durumda 35 derece hava sıcaklığı ile bedeninizin ve zihninizin  içinde bulunduğu huzursuzluk ile birleştiğinde ortaya çıkan dayanılmaz sıcaklık duygusu, sizin için “Aşırı Sıcak Boyutu” olarak adlandırılabilecek bir boyutun gerçek olmasını sağlar. Işte Budacı Yaşam Çarkı ile ifade edilen varoluşun altı boyutu bu anlamda gerçek birer boyutturlar.

Bu boyutlar bir yandan öznel olarak varolmalarına karşın bir yandan da nesneldirler. Çünkü bütün insanlar şöyle ya da böyle bu boyutlarda yaşamaktadırlar. Hatta Budacı düşüncede bu boyutların bizi, ölüm sonrasında çok daha güçlü bir şekilde etkilediğinden bahsedilmektedir.

Dünyadaki diğer öğretileri incelediğimizde o öğretilerde de adı Yaşam Çarkı olmasa da, bu boyutlara çok benzeyen cehennemsi ya da cennetimsi boyutların varlığı ile karşılaşırız.

Ölümden sonra bir yaşamın varolup varolmadığını bilmiyoruz şüphesiz ancak ölmekte olan bir zihin, beynin ölümü için geçen birkaç saniyeyi, kendi öznel zaman anlayışı içinde milyonlarca yıl gibi algılayabilir. Öğretilerin temelinde varolan inanış, ölümümüzün yaşamımız gibi olacağıdır. Dolayısıyla tüm yaşamını, biraz sonra daha ayrıntılı anlatmaya çalışacağım boyutlardan birinin, örneğin cehennem boyutunun temalarıyla yaşayan bir insan için ölüm ânında geçen belki 10 saniyelik nesnel zaman, milyonlarca yıllık öznel zaman olarak algılanabilir. Bu durumda dışarıdan dünyanın kendi çevresindeki dönüşüne göre hesaplanan nesnel zaman olarak çekilen işkence aslında 10 saniye gibi önemsiz bir süre olabilir. Ama zihin bunu, referans noktalarının değişmesi sonucunda gerçekten de milyonlarca yıl sürmüş gibi algıladığı dayanılmaz ve acı dolu bir işkenceye dönüştürebilir.

Bu nedenle öğretiler, bu yaşam süresi içinde, Yaşam Çarkı’nı oluşturan altı boyutun dışına çıkmanın çözümlerini geliştirmeye çalışmaktadırlar. Bu boyutların ötesi Budacılar tarafından Nirvana olarak adlandırılmaktadır.

Budacı bakış açısına göre varoluşun altı boyutunu oluşturan Yaşam Çarkı şunlardan oluşmaktadır:

 

1. Cehennem Boyutu (öfke, nefret teması)

Cehennemsi bir işkence sahnesi ile resmedilir. Bir yanda kızgın yağlar kaynar ve işkence çeken insanların görüntüleri vardır. Dondurucu soğuk, açlık vs. gibi acı verici betimlemeler bulunur. Psikoloji bilimi açısından bakıldığında bu boyutun, çok net bir şekilde ÖFKE ve ENDIŞE duygularının sembolik bir açıklaması olduğu anlaşılmaktadır. Bu boyuttan kurtulmamızı sağlayacak olan Şefkat Bodhisatvası bu resimde, elinde bir ayna ya da arındırıcı alevle görülür. Bu boyuttaki acının yalnızca istenmeyen duyguları bir aynada görerek ortadan kaldırılabileceğini anlatır.

Nefret ve öfke ancak cehennemin ateşinin verdiği acı ile kıyaslanabilir. Durum hepimiz için de böyledir. Öfke ve nefret kendi çekiciliğine, kendine has tada sahip olan yakıcı bir ateştir. İstenmediğimiz duygular bu acının gittikçe daha da artmasına neden olur. Öfkenin ardında büyük bir korku, istenen şeye karşı istenmeyen şeyin konulması bulunmaktadır. Insan, istediği şeye yönelme ihtiyacı içinde istemediği duygudan da uzak kalmaya çalışır; ancak ne yazık ki bu, kendi denetiminin dışındaki bir durumdur. Iyi olma çabası gittikçe büyüyen bir karşıt duygunun da beslenmesine yol açar. Bu boyuttan kurtulmanın tek yolu sahip olduğumuz duyguların tarafsız bir şekilde gözlemlenmesidir. Duygular ancak bizler onlara taraf olduğumuzda, yanlarında ya da karşılarında yer aldığımızda hayat bulmaktadırlar. Burada iki tür bilinç durumundan bahsedebiliriz: Samsara Bilinci ve Nirvana Bilinci. Samsara bilinci, süzen, ayıran, seçen, tercih yapan ve yargılayan bilinçtir. Nirvana bilinci ise ayırmayan, yansız, bütüncül, kavrayan, açık ve yargılamayan bilinçtir. Cehennem Boyutu’ndan kurtuluşun yolu Samsara bilincinden Nirvana bilincine bir geçiş yapmaktır. Bunun için en etkili yollardan bir tanesi ise farkındalığın ama tarafsız farkındalığın geliştirilmesidir. Bu amaçla her öğretide meditasyon adı verilebilecek bir takım çalışmalar geliştirilmiştir. Bunların arasında en bilinenleri Zazen, Viphasana, Dhyana, Boşluk Üzerine Odaklanma hatta modern psikolojide Freud tarafından geliştirilmiş olan Serbest Çağrışım yöntemidir.

KlanNews Dergisinde yayınlanmıştır.
Yazarı: Cem Şen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s