Gnostizm – 4

Standard

Gnosisin aranışının başlangıcında adaylar, müthiş bir umutsuzluk duygusu ve aynı zamanda güçlü bir sevgi patlaması içine çekilirler. Gnostisizmde inisiyasyon, iyiliğe yönelmek değil, varolan kötülüğün iyiliğe dönüştürülmesini, koyu umutsuzluktan dayanışmaya geçişi işlemektedir.

Gnostikler, politikacılarla dünyevi iktidarı paylaşmaya da karşı çıkarlar, böyle bir uzlaşmayı da bir tür kötülük olarak değerlendirirlerdi. Gerçeğin düşlerde varolduğuna, bilinmezlerin mitler tarafından aktarıldığına inanırlardı. Bu düşünce tarzı sonucunda, gizemcinin kendini tanıyabilmesinin karşısındaki engeller Şeytanın ta kendisi olarak görülürdü. Meryem gizemcinin el değmemişliğini, Havva dişiliğini ve çarmıha gerilme ise sadomazoşizmini simgelemekteydi. Ruh, cennetten düşmüş ve madde içinde tutsak kalmıştır; Gnostikler, böylece maddeyi de bir ölçüde kutsallaştırıp, görünen evreni görünmeyen evrene bağımlı olarak algılamışlardı. Gnostiklerin gerçeği arayışı, ruhun düşüşünün sorumluluğunu üstlenmek ve kurtuluşunu hazırlamaktı.

Son yüzyılda Gnostiklere ait bir çok elyazması bulunmuştur; bunlar arasında özellikle Kumran’da bulunan “Ölü Deniz Yazıtları” ve Mısır’da Nag Hammadi’de bulunan “Gnostik Inciller” önemlidir. Bazı araştırmacılar Templier Şövalyeleri’nin de kimi elyazmalarını Kudüs‘te bulduklarını ve bunları kendileri için sakladıklarını ileri sürmüşlerdir.

Günümüzde “Gnostik” sözcüğü (Yunanca’da “tinsel ya da tanrısal Bilgi” anlamına gelen “Gnosis” sözcüğünden türemiştir), Hıristiyan Kilisesi tarafından eskiden sapkın olarak değerlendirilen ve diğer dinsel akımların etkisini taşıdıkları ileri sürülerek Hıristiyan inancına aykırı bulunan belgeler için kullanılmaktadır.

Bu yargı pek doğru sayılamaz zira Hıristiyan Gnostik belgeleri, Iran ve Hindistan kökenli olabilecek gnostik yaklaşımları da içerdiği gibi geleneksel Yahudi kaynaklarının da etkisini taşımaktadır.

Kimi belgeler ise doğrudan Isa’ya atfedilen felsefi mesajlardan oluşmaktadır. Gnostikler için, kendini tanımak, doğayı sevmek ve doğal bilimlere saygı duymak Tanrıya giden doğru yolu oluştururdu.

Bu nedenle Hıristiyan Gnostikler, Isa’yı bir tanrı olarak değil, Tanrıya ulaşan yolu gösteren bir insan olarak kabul ederlerdi.

Gnostik Inciller, Hıristiyanların kutsal kitabı olan Yeni Ahit ile yaklaşık aynı dönemde yazılmışlardır. Ancak çağdaş kamuoyu Nag Hammadi’de bulunan elli iki papirüsün çevrimi ve basımı sonucunda bunları son yıllarda tanımak fırsatını bulabilmiştir. Bu elyazmalarının çoğu I.S. 350- 400 yıllarından kalmadır ancak aslında bu papirüslerin üç yüz yıl önce yazılanların kopyaları oldukları ortaya çıkarılmıştır.

Bu elyazmalarının arasında en eskisi olduğu sanılan ve Zürih’teki “Young Vakfı”ndan Profesör Quispel tarafından satın alınan “Thomas’ın Incili” de vardır. Diğerleri Kahire’deki “Kıpti Müzesi”nin malıdır.

Nag Hammadi yazmalarının gelişmekte olan Katolik Kilisesinin sapkın olarak gördüğü Gnostikler üzerinde yaptığı baskılar sonucunda, toprağa gömüldükleri sanılmaktadır. O dönemde, Hıristiyanlığın en büyük rakiplerinden biri de Gnostikler idi. Kilise kendini koruyabilmek amacıyla bu sapkın akımı yasaklamış ve Gnostik metinleri yok etmiştir.

Gnostikler ile Ortodoks Hıristiyanlar, Isa’nın “Diriliş”ini (Resurrection) iki farklı ve karşıt biçimde yorumlarlar. “Philip’in Incili”ne göre Gnostikler, insanın varoluşunu aslında ruhun tutsaklığı biçiminde görürler ve dirilişi ise gerçeği açıklayan bir aydınlanma ânı olarak değerlendirirler.

Ortodoks görüşe göre ise Diriliş, Havarilerin tanık oldukları biçimde, Isa’nın bedeninin göğe yükselmesi ile tamamlanmıştır. Bunun sonucu olarak Kilisenin önderliği Havarilere ve onların izleyicilerine verilen bir ayrıcalık olmalıdır. Günümüzde bile, Papanın yetkisi Havarilerin önderi olan Aziz Petrus’tan kaynaklanmaktadır. Isa’nın dirilişini bir gerçek olarak kabul etmekle Kilise, dinsel yetkeyi kendinde tutma hakkını bulmaktadır, zira daha sonradan bir başka kişi Isa’ya doğrudan ulaşma ayrıcalığına sahip olamayacak ve benzer bir iktidarı eline geçiremeyecektir.

Gnostikler, diriliş hakkındaki bu Hıristiyan yaklaşımını “Çılgınların Imanı” olarak adlandırırlar, zira böylesi bir bedensel dirilişe inananlar, tinsel bir gerçek ile fiziksel bir olayı birbirine karıştırmaktadırlar.

Gnostikler, kendilerine özgü ayrı bir Havari geleneğine sahip olduklarını ileri sürerek Kilisenin iktidarına ve otoritesine karşı çıkarlar. Hıristiyan Gnostikler arasında Isa’nın dirilişini, yalnızca tinsel bir yeniden doğuş olarak değerlendirenler de vardır.

 

Kaynaklar:

Encyclopedia Britannica

The Catholic Encyclopedia

http://www.newadvent.org/cathen/

The Gnosis Archive http://www.gnosis.org

G. C. H. Nullens, “An Outsider’s View of

Freemasonryhttp://www.nullens.org/

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s