Farkındalık (3)

Standard

Budacılıkta Farkındalık

1960’larda Batı’da ortaya çıkan Insan Potansiyeli hareketi ve New Age akımında da sıkça değinilen farkındalık kavramı, büyük ölçüde Budacılıktan etkilenmiştir. Yine Batı’da yaygınlaşan Uzak Doğu felsefeleri içinde de bu kavramın üzerinde en çok duran Budacılıktır. Bunun için Budacılık farkındalıkla ilgili herhangi bir yazıda temsilci konumuna getirilmeyi hak ediyor. Biz de burada farkındalığın gizemcilikteki yerini incelerken Budacıların sati kavramını ve vipassanâ tekniklerini inceleyeceğiz.

 Sati

Budacılıkta farkındalık kavramına sati(Not 3) adı verilir. Budacılığa göre, farkındalık çalışması yapmak demek, soluk alıp vermek, yürümek, yemek yemek gibi her gün yaptığımız edimler de dahil olmak üzere bütün edimleri bilinçli olarak gerçekleştirerek ve saf gözlem yapma tutumunu yerleştirerek derin bir bilgeliğe ulaşmaktır. Bu çalışmaya çoğunlukla kişinin bedeninin edimlerini izlemesiyle başlanır. Daha sonra farkındalık duyulara, düşüncelere, ve düşünürken kullanılan sembollere yöneltilir. Farkındalık çalışmasının amacı meditasyonla aynıdır ve kişinin sürekli olarak meditatif bir zihinsel durum içinde olması sağlanmaya çalışılır. Aynı zamanda, bu uygulama hiçbir nesne, duyum, ya da kavramın kalıcı olmadığının, bunların hepsinin geçici olduğunun anlaşılmasına yardımcı olur.

Budacılığa göre farkındalığın dört temeli vardır, bunlara satipatthana, yani ‘farkındalığı oluşturmak’ adı verilir. Bu dört yöntem farkındalığın bedene, duygulara, zihne, ve zihnin içeriğine yöneltilmesidir. Buddha bu yöntemin tek başına kişiyi nirvana’ya, yani aydınlanmaya götürebileceğini söyler. Bedene yöneltilen farkındalıkta, kişi soluk alıp verişi, duruşu, bütün edimleri sırasında zihninin berrak olması, bedenini oluşturan dört unsur (toprak, su, ateş, hava), ya da ölüm üzerinde yoğunlaşır. Duygulara yöneltilen farkındalıkta bir Budacı zihnindeki hoşlanma, kızgınlık, ihtiras, nefret, sevgi, şefkat gibi çeşitli duyguları izleyerek bütün bu duyguların doğası gereği gelip geçici olduğunu görmeye çalışır.  Zihne yöneltilen farkındalıkta, zihinde oluşan bütün bilinç durumları izlenir. Zihnin içeriğine yöneltilen farkındalıkta ise, kişi bütün varlıkların neden-sonuç ilişkisine bağlı olduğunun, kendinden bir öze sahip olmadığının, biçim, duyumlar, algılar, zihinsel oluşumlar, ve bilincin kalıcı olmadığının farkına varmaya çalışır.

Vipassana

Sati ya da farkındalık kavramıyla içiçe olan bir meditasyon yöntemi de en temel Budacı meditasyon tekniği olan vipassanâ‘dır. Kavrayış, sezgi yoluyla anlama gibi anlamlara gelen vipassanâ çoğunlukla ‘kavrayış meditasyonu’ olarak çeviriliyor ama çocukluğunu Rus işgali altındaki Kars’ta geçirmiş olan modern gizemci G.I. Gurdjieff’in (1877-1949) kendi sistemine uyarladığı bu tekniğe vermiş olduğu ‘kendi kendini gözlemleme’ (self-observation) adı bu uygulamanın esasını çok daha iyi açıklıyor.

Vipassanâ bir meditasyon yöntemi olmakla birlikte, yalnızca günün belirli saatlerinde bir yerde tek başınıza oturup bağdaş kurarak yapılan meditasyonlardan önemli bir farkı var. Vipassanâ yaşamdan kopuk, ayrı bir meditasyon tekniği değil, tersine yaşamla içiçe, yaşamın her anında uygulanabilecek son derece pratik bir teknik. Bu yanıyla meditasyona zaman ayıramayacak kadar meşgul olanlardan yalnız kalabilecekleri sessiz bir ortam bulamayanlara,

düzenli bir yaşamları olmadığı için meditasyonu düzenli yapamayanlardan rahatça bağdaş kuramayanlara ve bazı zor meditasyon tekniklerini öğrenemeyenlere kadar birçok kişi için ideal bir meditasyon tekniği vipassanâ. Bu teknik yaşamın gerçeklerinden uzaklaşmayı, yaşamdan kaçmayı amaçlayan bir teknik de değil; yaşamla, günlük edimlerimizle, sevinç

ve üzüntülerimizle bağlantılı; deneyimlerden uzaklaşmamızı değil tersine bütün bu deneyimlerin “içine girmemizi” sağlayan bir teknik.

En temel vipassanâ tekniği, gün boyunca işte, okulda, evde, özel yaşamınızda, kalabalıkta ya da yalnız başınayken yaptığınız bütün edimlerin olabildiğince farkında olmaktır. Vipassanâ‘yı yürürken, otururken, ayakta dururken, yatarken, her zaman ve her yerde yapabilirsiniz. Farkında olmaya çalıştığınız, bütün konsantrasyonunuzu vererek yaptığınız bu edimler, bir iş yapmak, bir söz söylemek, alışveriş yapmak, ev işleriyle uğraşmak, ders vermek, bahçe sulamak, araba sürmek gibi herhangi bir edim olabilir. Yani vipassanâ‘yı ister ayakkabınızı bağlarken, ister yürüyüş yaparken, ister televizyon izlerken, ister iş yerinizde bir dosya hazırlarken, kısacası aklınıza gelebilecek her edimde çalışabilirsiniz. Böylelikle farkındalık yeteneği yalnızca oturup meditasyon yaparken degil, günlük yaşamın her anında bilenmiş, gelistirilmiş olur.

Vipassanâ‘nın önemli bir özelliği farkındalığın çoğunlukla görme, dokunma, işitme, koklama, tad alma gibi duyular üzerine yoğunlaşmasıdır. Dikkatinizi duyulardan gelen duyumların kafanızda yarattığı “ikinci el” düşüncelere, anılara, yorumlara vermek yerine, pasif bir tutumla bütün bu duyumları olabildigince açık bir zihinle, yargıda bulunmadan, yorum yapmadan, iyi-kötü, doğru-yanlış gibi ayırımlara girmeden, karşılaştırma yapmadan,  suçlamalardabulunmadan, küçümsemeden, kaçmaya çalışmadan tarafsızca izlemelisiniz (Not 4). Deneyimlerinizi onlara iyi-kötü, doğru-yanlış, güzel-çirkin gibi etiketler yapıştırmadan izlemelisiniz. Yalnızca bedeninizde ve zihninizde olan bitenleri doğrudan doğruya deneyimlemelisiniz. Kavramların, görüşlerin, şartlanmaların, yorumların dünyasında yaşamayı olabildiğince bırakıp bedeninizin fiziksel gerçeklerini bütünüyle deneyimlediğiniz bir yaşam sürmelisiniz. Böyle yapmakla, kendinize çözümlemeniz gereken bir sorun olarak bakmayı bir kenara bırakıp içinizdeki kendinize has güzelliği, güçlerinizi, ve yeteneklerinizi nasıl artırabileceğinizi görebilirsiniz.

Vipassanâ meditasyonu bir kendini geliştirme projesi değildir. Amerikalı Budacı rahibe Pema Chödron vipassanâ‘yı “kendimizi atıp daha iyi bir şey olmak için” kullanmayız, diyor ve ekliyor: “Bu, şu anda olduğumuz kişiyle arkadaş olmaktır.” Maureen Cook’un sözleri de Chödron’un bu görüşüne paralel: “Benim asıl görevim kendimi değiştirmek değil kim olduğumu tanımaktır.” Bununla birlikte, yargıda bulunmaksızın bir andan diğerine tam olarak ne yapıyor olduğunuzun derinden farkında olduğunuz bir zihin durumu geliştirmek, size gerçek değişimin kendiliğinden ortaya çıkacağı bir zemin hazırlar. Içinde bulunduğunuz anda içinizden gelen sesleri, – meli, -malı’lar ya da geçici hevesler tarafından biçimlendirilmemiş sesleri duyarsınız. Canlı olmanın, yaşıyor olmanın nasıl bir şey olduğunu hissedersiniz. Bedeninize ve zihninize duyarlı bir hale gelerek ince şeyleri ayırt etmeyi, benliğinizin derinliklerini algılamayı öğrenir, bedeninizin bilgeliğiyle uyum içine girersiniz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s