Farkındalık (1)

Standard

Eski Yunancadaki panakeia (πανακεια) sözcüğü (Not 1) ‘her şeyi iyileştiren’, ‘her derde deva’ anlamına gelir. Panakeia farkındalığın önemli bir niteliğini anlatmak için çok uygun bir sözcük, çünkü farkındalık hemen her hastalık, sorun ya da zorluk için bir çare.

 

Farkındalık hemen her rahatsızlığı iyileştirmeye, her sorunu çözmeye yardımcı olabilecek bir uygulama. Başta Zen ve Budacılık olmak üzere bütün gizemci öğretiler farkındalığın geliştirilmesi gereken çok önemli bir yetenek olduğunun altını ısrarla çizerken, bedensel terapi yöntemlerinden psikoterapiye, okültizmden tıbba varıncaya kadar birçok başka sistemde de farkındalığın yararlarını anlata anlata bitiremiyorlar.

 

Farkındalık kavramı karşımıza çoğunlukla Zen, Budacılık, Yoga gibi gizemci öğretilerle ilgili alanlarda çıkıyor. Bununla birlikte, bu kavrama yalnızca gizemciliğin bakış açısıyla bakmak, farkındalığı yalnızca gizemcilerin dünyasına ait bir kavram sanmak bir hayli sınırlayıcı olabilir. Çünkü farkındalık gizemcilikten başka psikoterapiden tutun sağaltıma, sanatsal yaratıcılığı arttırmadan kolay doğum yapmaya, okültizmden Taocu ve Tantracı sevişmeye, bilinçli rüya görmeden sanat eğitimine, çeşitli bedensel acı ve ağrıları kontrol etmek ve çeşitli sorunlara çözüm bulmaktan Kung-fu, Karate, Aikidô, Kendô gibi savaş sanatlarına kadar birçok alanda son derece etkin bir uygulama olarak kullanılmakta. Bu nedenle bu yazıda farkındalık konusuna geniş bir bakış açısından yaklaşacağız.

 

Farkındalığı incelemeye başlamadan önce, gelin isterseniz tanımını yapalım: Farkındalık deneyimlenmekte olana bilinçli olarak dikkat etme durumudur (Not 2). Bu tanımdaki farkındalık (awareness), bilinç (consciousness), ve dikkat (attention) sözcüklerinin aslında ayrı ayrı anlamları olmakla birlikte, Budacılık, Zen, Yoga, T’ai-chi, Zen, tasavvuf, beden terapisi, psikoterapi gibi değişik alanlarda bu ve bunlardan türetilen sözcükler farkındalığı ifade eden terimler olarak karşımıza çıkıyor. Bunların arasında en sık rastlananlar, ‘bilinçlilik’ ve ‘dikkat.’ Örneğin şu Zen anekdotu farkındalığın, zihnini tek bir işe odaklamanın, yoğun bir dikkatin önemini çok iyi vurguluyor:

 

Adamın biri Zen ustası Ikkyû’ya gider ve “Saygıdeğer usta, lütfen benim için Zen’in en derin bilgeliğini anlatan birkaç deyiş yazar mısınız?” diye rica eder. Ikkyû derhal eline fırçayı alır ve kağıda ‘Dikkat’ sözcüğünü yazar. Şaşıran adam “Hepsi bu mu?” diye sorar, “Başka bir şeyler daha eklemeyecek misiniz?” Ikkyû bunun üzerine kağıda “Dikkat. Dikkat,” diye yazar. Adam biraz sinirlenerek, “Iyi ama,” der, “bu yazdıklarınızda fazla bir derinlik ya da incelik göremiyorum ben.” Ikkyû bu defa şöyle yazar kağıda: “Dikkat. Dikkat. Dikkat.” Adam biraz kızgın bir halde, “Bu ‘dikkat’ sözcüğü de ne anlama geliyor?” diye sorar. Ikkyû onu nezaketle yanıtlar:

“Dikkat demek dikkat demektir.”

Farkındalığın Işlevleri

Farkındalığın iyi bir şey olduğunu az çok anladık, peki ama bu farkındalık ne işe yarar? Farkındalığın değişik alanlarda değişik işlevleri olmakla birlikte iki temel işlevi olduğunu söyleyebiliriz: Birincisi, bize ilk elden deneyim yoluyla kendimizle ve çevremizdeki dünyayla ilgili nesnel bilgiler vermek. Ikincisi (ki bu işlev de aslında birinciyle içiçedir), bedenimizde, zihnimizde, ve ruhumuzda bütünlüğe ulaşmamıza yardımcı olmaktır.

Klannews Dergisinde yayınlanmıştır.
Yazarı: İlhan Ermete

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s