Uzakdoğu Öğreti ve Gizemciliğinin Aykırıları Taocular – 3

Standard

Öğretinin Teorisyenleri

Tüm bu yaklaşımları ve öğretilerin temellerini atan ve geliştiren Taocu mistik bilgelerin isimlerine kendi yaşadıkları çağın edebiyatında rastlansa da gerçekte yaşam öyküleri hakkında neredeyse hiçbir şey bilinmemektedir. Onlar hakkında hikaye ve efsaneler pek çok eserde görülebilir, fakat öğretilerini anlayabilmek için özellikle iki kaynak çok önemli kabul edilmiştir: Chuang Tzu’nun Meselleri ve dünya üzerinde haklı bir ün yapmış olan ve Lao Tzu’ya yani Yaşlı Bilge’ye atfedilen Tao te Ching.

Bu iki eser de aslında, Taocu deyişlerin, hikaye ve anekdotların birer antolojisi gibidirler ve yazarı oldukları söylenen kişilerin gerçekte bu eserleri tek başlarına yazmış olmaları olasılığına şüpheyle yaklaşılmaktadır, örneğin kimi araştırmacılar, birden çok Taocu yazarın Lao Tzu takma adıyla, altında çeşitli anlamlar taşıyan 5000 kelimelik eseri yazdığını düşünmektedir. Büyük ölçüde efsanelere dayanan eldeki bilgilere göre, adının anlamı Yaşlı usta demek olan Lao Tzu, M.Ö. 604’de Cheu eyaletinde doğmuştur ki bu da Her Yer Eyaleti anlamına gelmektir. M.Ö. 145- 86 arasında yaşamış olan Çin’li tarihçi Ssu-ma Ch’ien, Lao Tzu’nun hayatının da tıpkı Tao gibi gizemli olduğunu belirtmiştir. Efsaneye göre, Lao-Tzu, yaşlı olarak doğmuş, annesi onu rahminde altmış yıl boyunca taşımıştır. İnanışa göre Kraliyet Kütüphanesinin arşivcisiydi. Şehir ortamında geçirdiği uzun yıllar sonunda, gördüğü tüm çürümüşlük ve yozlaşma Lao Tzu’yu umutsuzluğa itmiş ve huzuru ve sükuneti aramak için yola düşmeye karar vermiştir. Kuzey batı kapısından çıkmadan önce, kapının koruyucusu onu tanımış, Lao Tzu da Tao Te Ching adlı manzum düzende yazılmış eserini okumuş ve kapının koruyucusu da bu sözleri kalem almış. Yine efsaneye göre, kapının koruyucusu bu sözlerden öylesine etkilenmiş ki, her şeyi ve bu yazıları ardında bırakıp yolculuğu esnasında Yaşlı Usta’ya eşlik etmek istemiş. Lao Tzu’yu bir daha gören olmamış. Bazıları onun Buda’ya dönüştüğüne kimileri de Buda olduğuna inanmıştır. Lao Tzu’nun ortadan kaybolması ve sonra tanrısal bir aşamaya erişip ölümsüzlüğe ulaşmasıyla başlayan ve insanoğlundaki ölümsüzlük potansiyeline duyulan inanç Taoculukta günümüze dek devam etmektedir.

Genellikle, Tao kelimesinin karşılığı olarak “Yol” kavramı verilir. Ama Tao’yu, sonsuz, nihai gerçekliği işaret eden “seçenekler” veya daha geniş açıklamak gerekirse, evrenin işleyişini ve insanların doğa ve birbirleriyle olan karşılıklı ilişki ve eylemlerini yöneten alternatif ilişki veya kalıpların hepsi olarak açıklamak daha iyi olabilir. Yani, Tao, “Yol” kelimesine ek olarak, “seçim(ler), ilişki(ler)” ve yöntem(ler) kavramlarını da ifade eder.

Te” ise, “erdem” veya “doğruluk, dürüstlük” olarak tanımlanmaktadır. Te, Tao’nun etkisi, yaşamsal gücünün neden olduğu şeydir; bir şeye kendi şeklini, özelliğini ve olma potansiyelini kazandırır.

Yukarıda verilen seçenekler açıklamasından yola çıkarak Te, Tao’ya veya bilgiye, kavrayışa uygun olan alternatif ilişki ve durumların farkında olmak diye ifade edilebilir.

Lao Tzu’ya göre, En büyük “Te” veya erdem ise, hem algılayış süreci hem de olaylara ve şeylere yaklaşım sırasında Tao’yu izlemektir:

Aydınlığını bilip

Karanlığını yitirmeyen

Olur göğün altında ölçütü yerin

Yerin ölçütü olanı

Terk etmez eksiksiz Erdem

Ve o döner hiçliğin kaynağına

Yüceliğini bilip

Alçaklığını yitirmeyen

Göğün altında yerin vadisi olur

Yerin vadisi olanı

Terk etmez eksiksiz Erdem

Ve o, döner adlandırılamayan özüne

Tao te Ching, Bölüm 28.

Lao Tzu’nun Te’ye örnek vermek için kullandığı eylemsel yaklaşımlar özellikle etkileyicidir; ona göre kullanırken sahip olmamayı, çalışıp işlerken hak talep etmemek, yönlendirip, yol gösterirken yönetmemek kişiyi gerçek, doğal Erdem’e götürür :

Bir’i kucaklayarak kendini yaratıp

Dağılıp gitmeden kalabilir misin

Tüm gücünü sımsıkı bir araya getirirken

Bir bebek kadar yumuşak olabilir misin…..

….

doğurmak ve beslemek

yaratmak benim demeden

işlemek ele geçirmeden

çoğaltmak yönetmeden

işte budur gizli Erdem

Tao te Ching, Bölüm 10

 

Yol doğurur, erdem besler

Çevre biçimlendirir etkiler yetkinleştirir

Bu yüzden bin bir tür

Saygı besler Yol’a

Değer verir Erdem’e

Yol’a beslenen saygı

Erdem’e verilen değer

Ad verilmeden kendi içindedir

Tao Te Ching, Bölüm 51

 

Özellikle yumuşak olanın sert ve güçlü olanı nasıl alt edebileceğini anlayabilmek ve kabullenerek, teslim olarak engellerin nasıl aşılabileceğini kavrayabilmek en üst düzeydeki Te’nin kapsamına girer :

Eksik olan tümlenir

Eğri olan düzleşir

Boş olan doldurulur

Eski olan yenilenir

Az olan verilir

Çok olandan alınır

Bilge kişi de böyledir

Bir olanı kucaklar, örnek olur dünyaya

Çevresine ışık saçmaz ve aydınlanır

Kendisine değer vermez ve yüceltilir

Kendini övmez ve yarar verir

Kendini öne koymaz ve kalıcılaşır

Çünkü savaşmayanla

Kim savaşabilir ki bu dünyada

Eskilerin sözüdür, eksiğini

Boş laf değil, bilgelik var bu sözde

Tao Te Ching, bölüm 22

 

Ezecekler mi birini

Büyütürler onu alabildiğine

Zayıf mı düşürecekler birini

Güçlendirirler onu alabildiğine

Yok edeceklerse birini

Geliştirirler onu alabildiğine

Alacaklar mı elindekini

Önce ona bol bol verirler

Budur görmek görünmezi

Yumuşak yener serti

Zayıf yener güçlüyü…

Bölüm 36

 

Başkalarını bilmek bilgeliktir

Kendini bilmek ise aydınlanmak

Başkasını yenen güçlüdür

Kendini yenense egemen

Halinden memnun olan zengindir

Nefsini yenen iradeli

Yerini korumayı bilen kalıcıdır

Ölüp de yok olmayan ölümsüz

Bölüm 33

 

Kısacası, Tao’yu anlayan ve ona uyan kişiler Te’ye de sahip olurlar. Burada söz konusu erdem, kusurlu davranış veya alışkanlıkların tersi olarak görülen davranış ve alışkanlıklar dizisinden çok, diğer insanları da güçlü bir biçimde etkileyebilen ve olayları bilinçli bir çaba harcamadan biçimlendiren içsel bir özelliktir.

Konfüçyüsçülere göre, kişi Te’yi bilinçli olarak geliştirmeliyken, Taocular, Te’nin Tao’nun kendi doğasına uygun olarak doğal, kendiliğinden ifadesi olduğunu iddia ederler. Kişi, ancak kendisi olarak Te’sini geliştirebilir.

Tao, tüm varlıklarda olduğuna göre, Te’nin, her maddi varlığın Tao’ya ulaşması olduğu söylenebilir. Tüm yaratıklarda Tao vardır. Ister en ruhsal kişi olsun isterse de en yozlaşmış şey, her şeyin Tao’su vardır. Tüm varlıklarda yansıyan bu Tao Doğası da Te yani doğal erdemdir. Erdem, Tao’nun yansıması ve Tao da Erdem’in kaynağıdır. Unutmamalı ki, Tao, Boşluktur ve Var Olmayan’dır, fakat Erdem tüm somut şeylerde vardır ve Var oluşa hükmeder. Kısaca söylemek gerekirse, Erdem ve Tao, tek bir kategorinin iki durumu gibidir.

Burada, Taocuların Wu-wei diye adlandırdıkları bir durumdan söz etmek yerinde olur. Wu-wei kavramı, çok genel olarak hayatta bir şeyi başarmak istiyorsanız bunun için en iyi yolun kendinizi doğal güçlerle uyumlu getirmek olduğu olarak açıklanabilir. Buna örnek olarak da sıklıkla, akıntıyla beraber yüzmek verilir. Kimi zaman akıntıyla beraber hareket etmek olayları düzeltmenin doğru yolu gibi gözükmeyebilir. Ama eğer kişi, nehirde rahat bir şekilde seyahat etmek istiyorsa, akıntı yönünde hareket etmeyi seçmelidir, ona karşı değil. Yaşamının doğal akışına ters olmayan bu eylemsizlik ya da müdahale etmeme durumunu başarmanın sonucu ise kişinin, yukarıda bahsedilen Te yani kendiliğinden, zorlamasızca, herhangi yapay veya insan yapısı bir kurala bağlı olmayan doğal erdem durumuna ulaşmasıdır. Kısacası, wu-wei, gerçekte hiçbir şey yapmamak değil, doğal güçleri sezmek ve izlemektir, kişinin olayların doğal akışına karşı kendi benliğini koymak yerine bu doğal akışı izlemek ve kullanmaktır. Eylemlerinde her zaman zorlamasız, kendiliğinden olmaktır.

Bu anlamda, wu-wei, olayların ve şartların doğalarını veya ilkelerini anlamak ve kişinin eylemlerinde bunlarla uyumlu halde olmayı başarması sanatıdır. Bu anlayış T’ai-chi Ch’uan gibi içsel ağırlıklı savaş sanatları yoluyla harekete de yansımıştır.

Tao’ya ulaşmış onu kavramış bir kişi bir tanrıya dönüşebilir. Tao kendini tanrılarda ifade edip gösterebilir. Insan ise, kendi içindeki Tao’yu geliştirip Tao’ya ulaşabilir, yani bir tanrı olabilir. Aslında Taocuların panteonundaki tanrılar önceleri insandırlar, ölümsüzlüğü yakalayıp tanrılaşmıştırlar. Herkes kendi içindeki Tao’yu geliştirebilir, ve herkeste Ölümsüz olma potansiyeli de vardır. Bu anlamda Taocu panteon sınırsızdır.

Taocu öğretinin gelişiminde Lao Tzu kadar etkili olan bir başka ses de Chuang Tzu’dur. M.Ö. 4 . ve 3. yüzyıllarda yaşadığı söylenen Chuang Tzu, şiirsel bir dille yazan mistikten çok bir hikaye anlatıcısıdır. Her ne kadar Lao Tzu’nun düşüncelerini geliştirmiş olsa da sıklıkla hem onunla hem de Konfüçyüs’ün düşünceleriyle ters düşer. Iki kalın cilt halinde yazdığı eserinde Taocu değerleri ve yaşamla ilgili seçimleri vurgulayan hikayeler vardır. Eserinde Lao Tzu ve Konfüçyüs arasında geçen hayali konuşmaları kullanmıştır ve her zaman Lao Tzu, daha bilge bir figür olarak görülmektedir. Chuang Tzu’nun hayatı hakkında da neredeyse hemen hiçbir şey bilinmemektedir. Günümüzde Honan adını taşıyan Mêng eyaletinde doğmuş ve burada önemsiz bir resmi görev yürütürken özgür ve bağımsız olmak için bu görevinden ayrılmış. Ünü yayıldıkça kendisine önerilen daha üst düzey görevleri ise yine bağımsızlığını korumak amacıyla geri çevirmiş. Kendi eğilimleri doğrultusunda seçimler yapmış da olsa bir münzevi olmak yerine, çevresi onun felsefesi ve büyük bilgisine saygı duyan arkadaşlarıyla çevrili olmuştur, bunlardan en ünlüsü de sürekli olarak tartıştığı mantıkçı Hui Tzu’dur.

Tao’nun, şeylerin doğasında kişilik bulmasının sonucu olan Te (erdem) anlayışı çok daha gelişmiş ve açıktır. Ayrıca, doğa ve doğanın içinde insanın yeri üzerinde daha büyük bir dikkatle durmuştur. Çin felsefesine getirdiği ilginç ve yeni bir kavram da Taocu sürecin kendi içinde bir dönüşüm olduğudur. Bu anlayış Tai chi Ch’uan’ın ana kavramlarından da birini oluşturur. Yaşamın sürekli dinamik ve değişken olduğuna dikkat çeker, yaşam geçicidir ve ona göre refah ve itibar peşinde koşmak boş şeylerdir, bunlar bizi dünyayı, yaşamı görmek ve anlamaktan, anlamını takdir etmekten alı koyar. Tao’yu algılayış biçimi ise Lao Tzu’yla dikkati çeken bir yakınlığa sahiptir:

“Tao’nun gerçekliği olsa da ne bir eylemde bulunur ne de

fiziksel bir şekli vardır. Aktarılabilir fakat ele anlaşılamaz.

Bulunabilir fakat görülemez. Temeli kendindedir, kökü

kendindedir. Gök ve Yerden önce var olmuştur. Tao, her

zaman kendiliğinden var olmuştur. Ruhlara ve göksel

yöneticilere ruhsal güçlerini vermiştir. Göğü ve yeri yaratmıştır.”

Chuang Tzu’nun özellikle, görüntü ve gerçeklik arasında geçiş ve değişkenlik konusunda bir ilgisi olduğu görülür :

“Rüyasında bir ziyafet gören kişi ertesi gün göz yaşı dökebilir,

rüyasında göz yaşı döktüğünü gören kişiyse şafakta

ava çıkabilir. Rüya gördüğümüz sırada rüya gördüğümüzü

bilmeyiz. Hatta rüyalarımızda, rüyalarımızı bile yorumlayabiliriz.

Ancak uyandıktan sonra rüya gördüğümüzü

anlarız. Işte o zaman büyük bir aydınlanma gelir ve

yaşamın büyük bir rüya olduğunu anlarız…”

 

“Bir keresinde, ben Chuang Tzu, rüyamda br kelebek

olduğumu gördüm ve bir kelebek olarak mutluydum.

Kendimden çok hoşnut olduğumun bilincindeydim ama

Chuang Tzu olduğumu bilmiyordum. Birden uyandım ve

ben oradaydım. Ben mü gördüm kelebek olduğumu

düşümde yoksa ben olduğunu düşleyen bir kelebek miydi?

Tzu ve kelebek arasında bir ayrı olması gerekir. (fakat biri

diğer de olabilir). Işte buna şeylerin dönüşümü denir.”

 

Işte bu tür çelişkili görülen düşüncelerle (paradokslarla), Chuang Tzu, bu dünyadaki pek çok şeyin anlamının belirgin karşıtlıklarla dolu olduğuna dikkati çeker.

Taocu felsefe, Çin’de Chan (Zen) Budacılığı ekolünün gelişiminde de büyük etki sahibi olmuştur. Taocuların ve Zen Budistlerin anlayışları arasında büyük benzerlikler vardır.

“Mükemmel insanın zihni ayna gibidir. Nesnelere yansıtmak

için ne ileri ne de geri eğilir. Nesneleri yansıtır fakat

hiçbir şeyi sahiplenmez. Bu sayede de kendi gerçekliğine

hiç zarar vermeden her şeyle başa çıkabilir.”

Bu, Zen’de de neredeyse aynı şekilde kullanılan bir benzetmedir. Sadece, Zen Budistler için bu, aydınlanmaya ulaşmak için aşılması gereken bir gerçeklikken, Taocular ve Konfüçyüsçüler için tıpkı bir ayna gibi sadakatle yansıtılması gereken gerçeklik için bir benzetmedir.

Notlar

(Not 1): Bkz. James Ledge, The Texts of Taoism., s.1.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s