Zen Tarihi 4 – Ikinci Pir Hui-k’o

Standard

Bodhidharma’dan sonra ikinci Zen piri olan Hui-k’o, Budacı öğretiyi yalnızca bir tek kişiye öğretti. Huik’o’nun karşılaştığı bu kişi <I>Chien-chih Seng-ts’an</I>’dı (<I>Kanchi Sõsan</I>; ö. 606). Seng-ts’an cüzam hastalığına yakalanmıştı. Hui-k’o ona, “Sen cüzama yakalanmışsın, benden ne gibi bir isteğin olabilir ki?” diye sordu. Seng-ts’an, “Bedenim hasta olsa bile, hasta birinin zihni sizin zihninizden farklı değildir,” diye yanıt verince Hui-k’o bu yanıttan Seng-ts’an’ın ruhsal yolda ilerlemek için gereken yeteneğe sahip olduğunu anladı ve onu öğrencisi olarak kabul etti.

Söylenceye göre Hui-k’o’yla Seng-ts’an arasında şu konuşma geçti:

“Bu öğrenciniz cüzzama tutuldu, yalvarırım ustam beni günahlarımdan arındırın.”

“Bana günahlarını getir, seni arındırayım.”

Seng-ts’an bir süre sessizce oturup düşündükten sonra şöyle dedi: “Günahlarımı arıyorum, ama bulamıyorum.”

“O zaman seni günahlarından arındırdım.”

Bu sözler üzerine Seng-ts’an günahlarının hepsinin yalnızca kendi kafasında yarattığı bir yanılsama olduğunu anladı ve hemen o anda satori’ye erdi. O zamana kadar Budacılıkta eski Hint öğretilerinin etkisi görülüyordu. Kişinin aydınlanmaya ermek için önceki yaşamlarında ve şimdiki yaşamında yaptığı kötü davranışların sonucu olarak biriken kötü karma’- dan ve günahlarından arınması gerektiği inancı hakimdi. Bunun için de kişinin yıllar yılı meditasyon

yapması, dua etmesi, iyi işler yaparak iyi bir karma elde etmesi gerekiyordu. Halbuki Zen’de bunlara gerek yoktu, buddha’lık öyle uzaklarda değildi. Herkes hemen şu anda buddha’ydı zaten, kişinin tek yapması gereken şey bütün ön yargılarını bırakıp kendisinin buddha olduğunu fark etmekti. Seng-ts’an’ın hastalığı zamanla iyileşti. Hui-k’o’yla karşılaştıktan

iki yıl sonra ondan pirlik simgesi olan kâseyle cübbeyi alarak üçüncü pir oldu.

Hui-k’o pirliği Seng-ts’an’a devrettikten sonra eskiden kalan kötü karma’yı ödemek için bir kente giderek fırsat buldukça insanlara Zen öğretti. Kim olduğunu insanlardan saklayarak 30 yıl boyunca orada burada gezip durdu. Kimi zaman meyhanelere, kimi zaman başka dükkanlara gidiyordu. Bazen sokakta vaazlar veriyor, bazen çöpçülerle birlikte sokakları temizliyordu.

Hui-k’o daha sonra bir tapınağın kapısında vaaz vermeye başladı. Zamanla halk tapınaktaki

rahibin vaazlarına gitmek yerine onun etrafında toplanır oldu. Buna son derece kızan rahip Hui-k’o’yu asılsız bir öğretiyi yaymakla suçlayarak bir memura şikayet etti, memur da onu ölüm cezasına çarptırdı. Hui-k’o eskiden kalma kötü bir karma’nın bedelini ödediğine inandığı için kendini savunmaya gerek bile görmedi. 593 yılında 107 yaşındayken idam edildi.

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s