Zen Tarihi 2 – Zen Öğretisinin Doğuşu

Standard

Zen Budacılar Zen öğretisinin Buddha’yla başladığını söylerler. Buddha kendisini izleyenlerle her gün öğretisi üzerine konuşmalar yapıyor, onlara öğretisini anlatıyordu. Akbaba Doruğu denilen yerde kaldığı bir sabah, konuşacağı yere geldiğinde 1200 kişi oturmuş onun yapacağı konuşmayı bekliyordu. Buddha yerine oturdu, ama bu defa öyle uzun uzadıya anlatmadı söylemek istediklerini, açıklamalara girişmedi, hiçbir şey söylemeden öylece oturdu. Zaman geçti ama Buddha hâlâ sessizdi. Sonunda elindeki çiçeği kaldırıp gösterdi ve gülümsedi, ama dudaklarından hiçbir söz çıkmadı. Yalnızca bir kişi, Buddha’nın en yakın izdeşlerinden Mahakashyapa, onun anlatmak istediğini anladı ve gülümsedi. Mahakashyapa o anda aydınlanmaya ulaşmıştı. Buddha ona, “Sevgili Mahakashyapa, şu anda sana ancak aşkın bir zihinle ulaşılabilecek ruhsal hazineyi veriyorum,” diyerek elindeki çiçeği Mahakashyapa’ya verdi.

Zen yolunda gidenler, Zen’in kökeninin işte bu olay olduğunu söylerler. Buddha’nın gizli öğretiyi, Budacılığın en yüce gerçeğini doğrudan doğruya Mahakashyapa’ya aktardığına inanırlar. Bu Zen’de çok önem verilen zihni (kalbi) zihinle aktarmak (ishin denshin) ilkesinin ilk örneği olmuştur. Bu ilkeye göre Zen gerçeği sözcüklerle, tanımlarla, ya da kutsal metinlerle değil, ancak ve ancak doğrudan doğruya ustadan öğrenciye, kalpten kalbe, zihinden zihine aktarılabilir.

 

Buddha’nın Ölümünden Sonra Budacılık

Mahakashyapa Buddha’nın ölümünden sonra yerine geçerek onun ilk ardılı oldu ve Budacılığın yayılmasında önemli bir rol oynadı. Onun ve diğer önde gelen Budacıların çabalarıyla Budacılık Buddha’nın ölümünden sonra Hindistan’da yayılmaya devam etti. Mahakashyapa ve diğer Budacılar, Buddha’nın sözlerini, yaptığı konuşmaları yazıya döktüler ve böylece Budacılığın kutsal metinleri olan sûtra’lar ortaya çıktı. Zamanla Buddha’nın izdeşleri onun öğretilerini farklı biçimlerde yorumlamaya başladılar ve değişik Budacı mezhepler doğdu. Budacılık bugün de varlığını sürdüren iki ana mezhebe ayrıldı: Theravada (Hînayâna) ve Mahâyâna.

Theravada Budacılığı ruhsal saflığa ulaşmak için dünya işleriyle uğraşmaktan vaz geçerek Buddha ve onun ilk izdeşleri gibi bir yaşam tarzı sürdürmek gerektiğini savunuyordu. Mahâyâna Budacılığı ise gündelik yaşam içinde, yaşamdan el, etek çekmeden aydınlanmaya ulaşmanın daha üstün bir yol olduğu düşüncesi üzerine kurulmuştu. Mahâyâna Budacılığına göre ideal insan olan bir boddhisattva, yalnızca kendisi aydınlanmaya ulaşmakla etinmeyerek, bütün diğer varlıkların aydınlanarak acıdan kurtulması için çalışan bir kişiydi. Bodhisattva’lar dünyadaki bütün varlıklar nirvana’ya ulaşana kadar çalışacaklarına and içiyordu.

Budacılık Hindistan’dan Çin’e, Kore’ye, Japonya’ya, ve daha sonra güney doğu Asya’nın pek çok yerine yayıldı. Mahâyâna Budacılığı, Çin’de birkaç Budacı okulun doğmasına yol açtı.

 

Budacılığın Çin’e Girmesi

Budacılık önceleri Çin’in Hindistan’a yakın bölgelerinde yayılmaya başladı, sonra ticaret yolları boyunca Çin’in içlerine kadar girdi. Çin Budacılığa kucak açtı ve 5. yüzyılda Budacılık Çin’de Hindistan’da olduğundan çok daha yaygın bir hale geldi.

Budacılık 1. yüzyılda Çin’e geldiğinde, bundan yaklaşık 600 yıl önce ortaya çıkmış olan Taoculuk ve Konfüçyüsçülük yüzyıllardır Çin kültürünün önemli bir parçası haline gelmişti. Bu iki felsefe birbirini tamamlıyordu. Taocu ve Konfüçyüsçü düşüncenin Çin halkının iliklerine işlemiş olması, yeni bir din olan Budacılığın kabul edilmesinde önemli bir rol oynadı. Çinliler Budacılığı kendi yaşam görüşleriyle, inanç ve gelenekleriyle bir araya getirdiler, böylece Budacı düşünce Taocu ve Konfüçyüsçü felsefelerle birlesti ve Çin’e özgü yeni bir Budacılık ortaya çıktı.

Çin Budacılığı özellikle Taoculuktan büyük ölçüde etkilendi. Çinliler Budacılığı çoğu zaman Taoculuğun yabancı bir biçimi olarak görüyorlardı. Budacı sûtra’ları Çinceye çeviren ilk rahipler, kavramların anlaşılmasını ve benimsenmesini kolaylaştırmak için çoğu Budacı terimi yaygın Taocu sözcüklerle karşıladılar. Örneğin dharma (yasa) ve marga (yol) sözcükleri Çinceye Tao (yol) olarak çevirildi. Gitgide daha az kuralcı, yaşamla daha içiçe bir Çin Budacılığı doğdu. Ch’an, ya da Japonca adıyla Zen okulu da işte bu dönemde ortaya çıktı.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s