Korkmak ve görmek

Standard

En büyük yanılgımız kendimizi bir şeyler zannetmemiz. Mesela herhangi bir parçamızı kendimiz olarak tanımlamayı öyle çok seviyoruz ki. Bir örnekler bunu daha kolay anlaşılır kılabilirim belki, kendimizi evimizin içindeki televizyon zannediyoruz çoğu zaman. Kendimizi ondan ibaret görüyoruz. Yaşadıklarımızla getirdiğimiz bir varlık haline “ben” ismini verip onunla özdeşleşiyoruz. aradan bir zaman geçiyor bir an geliyor bir anlama hali ile kendimize tavanda asılı olan avize/lamba olarak görüyoruz. Artık yeni bir algımız var kendimizi yepyeni bir çerçeveye forma sokmuşuz. Biz değişmişiz aslında. Oysa bir süre öncesine kadar kendimize televizyon diyorduk. Artık televizyon olduğumuzu unuttuk artık biz lambayız. Aramızdan bazı şanslılar daha önce kendimize televizyon dediğimizi anımsayabiliyor. İşte bu anımsama bize bir ipucu veriyor. Bizim bu tanımlardan daha büyük bir şey olabileceğimizin bir sinyali. Aslında kendimizi tanımladığımız bunca parçadan daha büyük bir şey olabileceğimiz gerçekliği bizi hem mutlu eder hem de korkutur.

Korkarız çünkü küçük bir lambaya sıkışan cin olduğumuz gibi bir fikre düşeriz. Eğer o tanımladığımız parça değil isek aslında neyiz. Tutunduklarımızın bizden çekip çıkarılması pek de keyif vermez bize kime verebilir ki gerçekte. Bizlerin kendimize ördüğümüz düğümlerin her biri bizi daha fazla kısıtlamaktan öteye gitmez. Sonuç olarak vardığım yegane yer sürekli çabalayarak elde ettiğimiz mutsuzluklarımız değil midir?

Kendi tanımlarımız içinde kendi varlığımız hakkında atıp tutarız. Varlığımızı ya eylemlerimize ya da sahip olduklarımıza indirgeriz. Herhangi bir şeye sahip olamamak ve beceremediğimiz eylemlerimiz bizleri kendimizden soğutur. Bilakis  bunları aşmak için kendimize olmadık işkenceler ederiz. Oraya buraya gider kendimize terapiler uygularız. Adına her ne dersek diyelim. Bir yönteme tutunur kendimizden kurtulmaya çalışırız. Kaçtığımız şeyden ölesiye korkarız. Çünkü değişmesi gereken bir “ben”imiz vardır. Onun olduğumuz halini sevemeyiz. Kusurlarını görmek istemeyiz. İşimiz gücümüz onu yontmaktır. Nereden tutabilirsek oradan düzeltiriz. Düzelttiğimiz an kendimize yeni tanım verdiğimiz andır. Kendimizi yeniden güvende tutabildiğimiz bir alana çekilmişizdir. O alanda kendimizi güçlü, korkusuz hissederiz. Yine kendimizi bir şey var sayıyor olmanın dayanılmaz çekiciliğine kapılmışızdır.

Kendimizle ilgili bunca tanımımız ve takıntımızla yepyeni benimize merhaba der hayatımızdaki yeni günlere gülümseyerek devam ederiz. Ta ki korktuğumuz gerçeği yeniden boy verip karşımıza çıkana kadar.

Ana sorumuz şudur:

Var mıyız?

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s